İşin komiği ne biliyor musun? Her türlü içindesin hapisanenin, bir yerlere koşuyorsun ya da koştuğunu sanıyorsun, ya da ne bileyim nefes aldığını biliyorsun, belki de anlatmak istediğin o kadar şey varken susmak vardır ya hani hep yapılan, ya da yaptığımız her şey boş diyenlere inat nefes alır ve gülümsersin ya. Bir şekilde tutunmalı hayata, keyif almaya çabalamalı, anlam yüklemeden çok fazla hayata ya da bireylere, sadece kendinle dolaşmalı. Bilemem.
benim yerime görmenizden
benim yerime duymanızdan
benim yerime konuşmanızdan sıkıldım
sizden sıkıldım
kendimi tenzih ediyorum
kendimden sıkıldım
benim yerime benden sıkılmanızdan sıkıldım
Karalamaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Karalamaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazar, Temmuz 28, 2013
Cuma, Haziran 24, 2011
ne gidilir ne kalınır

''okusaydım belki adam olurdum. kaldırımları koklamazdım, ciddi, şu anki halimin anlamadığı şeyleri biliyor olurdum. her yaş kesitinin bana biçtiği bir güzellik olurdu. boş şişelerle dolu bu dağınık odanın faili olmazdım. tıraşlı olurdum, temiz kokardım, paspal görünümlü olmazdım. köşeleri dönerken heyecanlanmazdım, heyecanlanmayı gerektirecek hiçbir şey olmazdı hayatımda." Böyle başlamak isterdim "yazılamayan" metne.
Hani içinde yaşamın kokusu olan metne. Var mıdır ki. Belki hayatın kendisi ağır bir koku gibidir, tenimize yapışıp kalan. Belki de bilinmezliğin kimyasında bir şeyler saklı gibidir. Belki, denklemin sol ve sağ yanını, tüm özdeşliklerinden koparıp atan bir sabit gibidir. Değişmeyen ve değişemeyecek şeylere inat. Yaşam gibi... Umut gibi... Düş gibi... Umut? Okudum adam olamadım örneğin. Oysa ne kadar çok istemiştim ya da istenmişti benden. Adam olmanın sanatı verilmişti elime. Bir reçete gibi. Ne kadar sessizlik, ne kadar konuşkanlık, ne kadar vakurluk... Hepsi yazılı bir reçete gibi elimdeydi oysa.
Günde ne kadar ve nasıl alınacağını o kadar iyi ezberlemiştim ki. Sabah aç karnına sessizlik alınacak. Derken öğle vakti stress halinde az miktar konuşkanlık ve üzernine derin bir bakış. Bu akşama kadar iyi gelirdi zihne. Derken akşam yatmadan önce bir vakurluk ile sabaha merhaba denecekti.. Artık yapamıyorum bunları. Elim öylesine ağırlaştı ki. Sanki bedenimden kopacakmış gibi. Korkuyor ve içimde boğulacak gibi oluyorum. Neden? Kendimi aramak olmasın... Zaman ve mekandan bağımsız bir boyuta geçmek ve katışmak HİÇ'liğe... Hiçlik? Bir balık olmak isterdim örneğin. Bir kara balık. O bilgece bakan ve AN'da saklı kalan bildikleri ile. Takılırdım bir ağın peşi sıra, giderdim o bilinmezlik ülkesine... Orada yeniden yaratardım kendimi. Yüzgeçlerim ve tüm deniz aşkımla yeniden kuradım belleğimi. Kısacık bir zaman dilimine tüm hayatı hapsederdim. Ve karışır giderdim suların engin cazibesine. Oysa şimdi? Şimdi her köşebaşlarında yüreğim sanki yuvasından çıkıverecekmiş gibi.
Sanki damarlarımda taşıdığım bir başkasının kanını fışkırtıverecekmiş gibi. Yoksa içimdeki o fırtınalı ben? İçimdeki ben... Daha da derinlerde bir başka ben'in izlerini silmek ister gibi. O ve ben. İçimde yaşattığım kötücül ve canavar ben ile içiçe ve derin bir uçurumun kıyısında gibiyim. öylesine derin bir uçurum ki. Sanki bir çiçek? Uçurumun kıyısında açan çiçek olmak isterdim, şu tertemiz haliminden sıyrılıp... Kirlenmiş ve koparılamayacak kadar dikenli bir çiçek olmak isterdim. Bir gül değil, daha kalın dikenleri olan ve rüzgarın sesi ile uçuruma MERHABA diyecek bir çiçek. Rengarenk ve her rengi silik ve kirli bir çiçek. Kirlenmek ve kirli olmak isterdim, bu temiz halime inat. İsimsiz ve mekansız olmak isterdim... Kara bir gecenin bilgesi olmak isterdim, o bilinmezlik ülkesinde
Cuma, Nisan 08, 2011
Eyvallah
Bir çantaya doldurulmış;umutsuzluklar,kaybolan hayaller,unutulmuş düşler,sonuçsuz sorgulamalar,yenigiyle biten denemeler,yarım ve yarıda kalmışlıklar hatta yaşanılamamışlıklar ...
Herşeye sırtımızı yüklenip,herşeye koca bir ''eyvallah'' çekme vaktidir şimdi.
Bu gidiş aslında,bir geri dönüş ...
Cuma, Ocak 07, 2011
Galiptir bu yolda mağlup ...
Salı, Kasım 23, 2010
Karalamaca #23

Bu enlemde yahut boylamda bana ne yaptıklarını anlatma lütfen.Hatalarından bahsetme. Kim olduğunu bilmek istemiyorum, böyle çok güzel, (-yok marmara değil) sen. Bir bilsen.. Bilmem kaç katlı bir gökdelenin bilmem kaçıncı katına bakarken olsa bile... Boynum tutulmuş olabilir, birazdan gideceğim de hatta, biranın bitmiş olması umurumda değil, yine de herşey çok güzel, bozmayalım bu büyüyü..Başlamayalım..Başlangıçlar başlamak için değil, bilakis engellemek için. Engelledikçe ilerliyoruz. Birşeye başlayınca tekrar başa dönüyoruz.Bir lojman griliğinde olmasa bile seneler evvel aynı semtte içerken, şimdi ilk kez duyduğum bir şarkıcının bilmem ne şarkısında bile seni buluyorsam; geçmişimde bile yer etmiş kadar hayali, pirezınt kontinyus tensimden çıkmayacak kadar gerçeksen, olmasın zaten başka birşey, ne lüzumu var...
Haydi maça ! heyecanında ki gönlüm her sabah aynı rüyaya başlıyor olabilir, kapıda ki resmine bakmakla geçen rüyam, kafamı yastığa koymamla son buluyor da olabilir, laf oyunundan başka birşey değil bunlar. Onca yollardan sonra, yeniden yollara düşmek niyetindeyim diyorum anlamıyormusun. Ama seçemiyorum yolları, dedim ya boynum tutuldu. Eksik görünüyor yarınlarım bana. Neresinin sıla, neresinin gurbet olduğunu bile ayıkamadım daha.Uçtu, uçtu kuş uçtu hafifliğinde ki bünyen, bunları anlayabilecek mi bilmiyorum ama böyle ve bunun gibi bir sürü şey işte..
Kelime anlamıyla sadece tebligatlardan oluşan bu aramızda ki meseleden de pek bir umudum yok zaten. İsyanımızın hatırına anlatayım birkez daha; uzun teneffüste, siyah beyaz olmasa da koyu mavi önlüklü bembeyaz yakalı koşuşturmanın tam ortasındayım. Ve sen aşılı kolumsun. Sırf anlamsız dizelerden sebep, senden sebep, daha çok seviyorum sol kolumu. İki kolu farklı bir adamım artık sayende. Hayattayken yaşa diyorsun ya, böyle yaşıyorum işte ben de...
Perşembe, Ekim 21, 2010
Karalamaca #22

Beyaz bir perdeye yansıtabilirmisin hayatını ? Yansıtamazsın, deneme boşuna. Kördür çünkü yansıtan, neyi anlatabilir ki gözsüz güzellikler. Bunca sene sonra bile hala körsen. Kal orada ! Artık hiçbir şeyden kurtulamazsın. Islanmışsındır bir kere. Yaş günün kadar sıcak bir Temmuz güneşinde dahi kuruyamazsın. Ve aslında kurumak da çok sanat müziği bir kelimedir. Kelimeler her daim anlam içermez, italyanca olsa da, yunanca olsa da.. Ama hayat öyle değildir, her daim dersini verir. Her boş anında çıkarır karşına asıl gerçekleri. Asıl gerçekler, aslolan gerçeklerdir.Aslolan ise tribündür.
İntikam ise çok ama çok soğuk yenen bir yemektir ...
Çarşamba, Haziran 30, 2010
Ulan Gassarayyyy

Ulan Galatasaray
biz öööle kendi hayatımızı efendi gibi yaşamaya çalışırken
ne biliyim...
sağa sola salça olmadan...
belki en büyük keyfimiz...
günesin allahına kadar vurdugu altın sarısı biramızı yudumlarken...
birbirimize ask acılarımızı, ''pardon! gözüme toz kaçtı!'' hissiyatı içinde fısıldarken...
bacağımıza sürünüp duran bir kediyi okşarken,
''ooluum bu kedi hayvanı var ya, tekamül zincirinin en son halkasi lan...
"buda'dan bile daha bilge lan bu hayvan!'' seklinde naif muhabbetlerimizi yaparken...
kanımızı dökerek kurduğumuz ayyaş cumhuriyetin en aşşağılık başkentleri aksaray meyhanelerinde
ileri karakolları olan parklarda...
gökte sadece sahici bi dolunay...
elimizde güsel marmara...
şehirin götünde pireler uçusurken
ve biz terkedilen bir sevgili nasil üşürse...
işte ööle üşürken...
ve daha onyedi...onyedi...on yedi...iken aşk konuşulur di mi...
hayir biz senin addını fısıldıyorduk galatasaray
bunu hiç bilmeyeceksin!
gecenin çükünde her türkgh babası gibi ayyaş bi babanın sızmasını bekledikten sonra
yine boynumuzda sarı-kırmızı kaşkollar
yine aynı dolunayın altında buluşup
bağrında gecelemek için sana koşarken
içtigimiz o güsel marmaranın bile adın kadar içimizi ısıtamadığını hiç bilmeyeceksin galatasaray!
1980'ler...sokağa çıkma yasakları... daha on yedi...on yedi...on yedi...bile diilken
geceleri boynumuzda sarı kırmızı kaşkollar...
elimizde sarı kırmızı pankartlar...bir militan gibi toplum polislerinden kaçarken...
ve bütün yaşıtlarımız...
geceleri... gayrimeşru bu şehrin gayrimeşru duvarlarına kahrolsun faşizm yazarken
biz geceleri aynı duvarlara...en büyük cimbom yazdık
ve bütün yaşıtlarımız gündüzleri mütemadiyen fenerli iken
biz aleme inat seni sevdik
komik olan şuydu
tarihinin en zavallı dönemiymis meğer
hiç şampiyon olamazdın o zamanlar
biz de zaten farkında diildik... hep güsel marmaraydık çünki
daha on yedi on yedi on yedi bile diildik...
neden gaassaray? diyenlere...
because, güsel marmarayla güsel gidiyor! derdik...
ki bunu hiç bilmezsin...
daha onyedi onyedi onyedi bile diildim diyom... alooooooo?
ulan gaassaray! söyleyecek o kadar çok şeyim var ki sana!
ulan! anlatacak o kadar çok hikayem var ki gaassaray!
anam avradım olsun hiç bilemeyeceksin!
bu kediler var ya...çok enteresan hayvanlar abi...
Cumartesi, Nisan 03, 2010
Karalamaca #21

Sevmediği hayatları yaşıyor bazıları...sevmediği bedenlerle,sevmediği mekanlarda..sevemediği insanlarla...oysa öyle bir kavga ki bu...yenilmemek,savaşmak gerekiyo...hayallerini kurduklarınla,yaşadıklarınla,senin yaşadıklarını yaşamayı umut edenlerle dolu öyle bir resim ki bu...kim nerede ne olursa olsun...bu resimdeki herkese adil davranılıyor aslında..öyle adaletli bir dünya ki...umutlarınla yaşatmak gerekiyo hayallerini...yaşanmışlıklardan ders almak.. yaşamaya calısanlara bakarak şükretmek gerekiyo...herkes eşit bu oyunda...herkes adil...sadece kim nerede olduğunu bilsin diye yapılıyor bu "gerçeğine göre yalan dünya"...
Cumartesi, Aralık 19, 2009
Karalamaca #20
Ölüm gibidir sadakat
pazarlıgı olmaz
bir kere çizgiyi geçtinmi
yoktur dönüşü
Yaklaşık 1 seneden beri başımı alıp gitmek istiyorum .
Neden mi ?Açıkcası bende bilmiyorum sebebini;belkide biliyorumdur fakat kendim inanmak istemiyorum ...
Hergün çekilen trafik eziyeti,sahte dostluklar,onca uğraşlarına çabalarına rağmen ülkemizde insan hayatına verilen değerin düşük olması v.s aslında bir çok nedende sayılabilir.Farklı bir ülkedede aynı konumlar olabilir ama hakikaten sıkıldım artık herşeyden.Yaş 22 bu genç yaşımızda Hep bir karamsarlık hep bir düşünce bunalımdayız sanırım .
Hakkımızda hayırlısı olsun diyelim.
pazarlıgı olmaz
bir kere çizgiyi geçtinmi
yoktur dönüşü
Yaklaşık 1 seneden beri başımı alıp gitmek istiyorum .
Neden mi ?Açıkcası bende bilmiyorum sebebini;belkide biliyorumdur fakat kendim inanmak istemiyorum ...
Hergün çekilen trafik eziyeti,sahte dostluklar,onca uğraşlarına çabalarına rağmen ülkemizde insan hayatına verilen değerin düşük olması v.s aslında bir çok nedende sayılabilir.Farklı bir ülkedede aynı konumlar olabilir ama hakikaten sıkıldım artık herşeyden.Yaş 22 bu genç yaşımızda Hep bir karamsarlık hep bir düşünce bunalımdayız sanırım .
Hakkımızda hayırlısı olsun diyelim.
Cumartesi, Kasım 14, 2009
Yalnız sanadır bu hasretim ...

Uzun oldu, ne zor oldu
Kalp yoruldu dön gel, herşey kalsın
Yalnız aşkla, yalnız aşkla dön gel
Affettim, kendini akla,
Sende aşkla, yalnız aşkla dön gel
Yak gel bildiğin ne varsa
Sat gel, gözüm yok para bulda
Yalnız sanadır bu hasretim
Dön gel vaktimiz daraldı
zaten şu yalan dünyada
Gel inadı sevdiğim
Cuma, Eylül 25, 2009
Karalamaca #19

Hep yeniliyorum farkındayım ve herkeste farkında. Yenilmek mi suç yenmek mi? Suçlu bensem cezam bu boşluk mu? Herkes beni yenmeye çalışıyor fakat ben zaten yenilgiyi baştan kabul etmişim kimse görmüyor. İyiler bu savaşı baştan kaybetmiş öyle değil mi..
Kimseden çokta fazla bir şey beklemedim aslında ama beni anlamadılar evet biliyorum kendimi ifade edemiyorum fakat kendimi ifade edebilmem içinde elimdeki bütün seçeneklerin içine sıçtılar. Peki ben nasıl büyük adam olucam?
Şimdi gitmek istiyorum. Gitmek istiyorum buralardan ama gidecek yerim yok. Bir şehir olsa içinde yalnızca Cimbom olsa ve ben olsam. Ne yıllarımı vereceğim ve ardından siktir yiyeceğim kadınlar olsa nede beni sırtımdan bıçaklayacak dost maskeliler. Toprağa gömülürken göz yaşı akıtacağımda kimse olmasın. Yalnız Sarı&Kırmızı ve bendeniz siyah olsun renklerin içinden..
Çarşamba, Eylül 02, 2009
Karalamaca #18

Zamanla tanırsın insanları Yiter hayallerin birer birer Gerçeği görüp nefreti tadarsın zamanla Günler geçer saymazsın Sonu yokmuş gibi yaşarsın Geceler mezar olur dalarsın uykuya Nefes al nefes ver Nefes al nefes ver Nefes al nefes ver Gün olur herşey biter Bu adam gitti gider Yorgun argın Usulca burdan göçer Kırgın üzgün Çocukken kurduğun hayaller Tükenir gider birer birer Ne bir umut kalır ne de keyif zamanla Eskiyen bir saat gibi Aynı yönde dönüp duran 24 saatte bir vuran aynı noktaya Nefes al nefes ver Nefes al nefes ver Nefes al nefes ver Gün olur herşey biter Bu adam gitti gider Yorgun argın Usulca burdan göçer Kırgın üzgün...
Demir Demirkan
Cuma, Temmuz 24, 2009
Blog 1 Yaşında !

Zaman ne çabuk geçiyor hakikaten.Bugün blog 1 yılını doldurdu ve bu zaman içerisinde futbol ağırlıklı olmak üzere bir çok konuda görüşler dile getirdim.Kendi açımdan bu blogda tek tarafdan bakmamaya özen gösterdim diyebilirim,diğer takım taraftarlarını küçük düşürücü post'lar atmamaya ,aşalığıyıcı sözler söylememeye dikkat ettim.Sonuç olarak Galatasaray taraftarıyım fakat bizim aşık oldugumuz renk ve Arma bizim için nasıl kutsalsa,diğer taraftarlar içinde aynı şeyler söz konusu...
Blog hayatına katılmamda Tribündergi'nin yeri aydırıdır.Orada açılan forum başlıkları ve bloglar hakkında paylaşımlar v.s olsun bilgilenmemizi ve blog alemine katılmamıza vesile oldu.Bloglar sayesinde çok güzel dostluklar kazandıgımıda belirtmeden geçemeyeceğim.Velasım kelam blog açıldıgından bu yana 263 post ile Galatasaray'a sevdamızı dile getirmeye çalıştım,ayrıca bir o kadarda yayınlanmayan post var diyebilirim...
Bu süre zarfında Senin Sevginle Yaşıyoruz Blog'unu ziyaret eden ve yorumlarıyla katılan herkese teşekkür ediyorum.Umarım uzun yıllar bu bloga yazma fırsatı bulurum...
Saygılar
Karalamaca #17
*Sıcak yaz aylarında bloga yazı pek yazmak istemiyorum nedense,aslında bu aralar stajın başlaması ve geç saatlerde eve dönmem buna neden mi bilemiyorum...Okuldan arkadaşların tatilde olması benim açımdan kötü bir durum,zira hepsi agustos'un ortalarında başlarken ,ben neden Temmuz'un başında başladım ki?Ama adamlar ince düşünmüş stajı Ramazan ayına denk getirmişler,akıllı insanlar vesselam ...
*Sene içerisinde aklımın bir köşesinde İtalya hayalim vardı.Bu sene okulumun bitmesiyle birlikte egitimi İtalya'da sürdürmek istiyorum allah nasip ederse.Fakat bu konuyu yakın çevremdeki insanlara açtıgımda hepsi iyi dilekde bulunurken ,iş hangi şehire gideceksin soruna gelirken;verilen Napoli cevabıyla birlikte ortamın sessizlige bürünmesi benim açımdan büyük bir keyif :) Açıkcası 6-7 aydır internetten Napoli'yi baya bir araştırdım ne kadar olumsuz lanse edilsede,kısmetse gidecegim..Bunun ilk ayagı olan İtalyanca ögrenme konusunda kursa yazıldım ve sene boyunca devam edecek,ara sıra blogda İtalyanca yazılar gördügünüzde şaşırmayın :)
*Sezonun ilk maçını Tobol ile açmış olduk.Samiye'ni çok özlemişiz gerçekten.Bir çok tanıdık yüzü görmek ve sohbet etmek çok keyifliydi.ultrAslan'ın Eski açıga geçmesiyle tribünlerimizin gidişatı büyük bir ölçüde belli oldu.Dün iyi bir performans gösterdigimizi düşünüyorum,fakat arada uyuşmazlıkların olduguda aşikardı.İlerleyen haftalarda daha iyi olmamız lazım .
*Bugün Eski açık kombinesi almak için stada gittigimde,aldıgım kombine bitti cevabıyla bir anda kalakaldım.Çünkü satışlara 1 hafta ara verilmiş ve 500 Eski Açık kombinesinin kaldıgı belirtilmişti.Şimdi ise o kombineler sponsorlara verilmiş.Şimdi ne desek az ama suçda biraz bende zamanında alsam kombineyi,şimdi bu durumda olmayacaktım.Neyse eninde sonunda kombineyi bir şekilde halledecegiz ...
*Gelsin hayat bildigi gibi ...
*Sene içerisinde aklımın bir köşesinde İtalya hayalim vardı.Bu sene okulumun bitmesiyle birlikte egitimi İtalya'da sürdürmek istiyorum allah nasip ederse.Fakat bu konuyu yakın çevremdeki insanlara açtıgımda hepsi iyi dilekde bulunurken ,iş hangi şehire gideceksin soruna gelirken;verilen Napoli cevabıyla birlikte ortamın sessizlige bürünmesi benim açımdan büyük bir keyif :) Açıkcası 6-7 aydır internetten Napoli'yi baya bir araştırdım ne kadar olumsuz lanse edilsede,kısmetse gidecegim..Bunun ilk ayagı olan İtalyanca ögrenme konusunda kursa yazıldım ve sene boyunca devam edecek,ara sıra blogda İtalyanca yazılar gördügünüzde şaşırmayın :)
*Sezonun ilk maçını Tobol ile açmış olduk.Samiye'ni çok özlemişiz gerçekten.Bir çok tanıdık yüzü görmek ve sohbet etmek çok keyifliydi.ultrAslan'ın Eski açıga geçmesiyle tribünlerimizin gidişatı büyük bir ölçüde belli oldu.Dün iyi bir performans gösterdigimizi düşünüyorum,fakat arada uyuşmazlıkların olduguda aşikardı.İlerleyen haftalarda daha iyi olmamız lazım .
*Bugün Eski açık kombinesi almak için stada gittigimde,aldıgım kombine bitti cevabıyla bir anda kalakaldım.Çünkü satışlara 1 hafta ara verilmiş ve 500 Eski Açık kombinesinin kaldıgı belirtilmişti.Şimdi ise o kombineler sponsorlara verilmiş.Şimdi ne desek az ama suçda biraz bende zamanında alsam kombineyi,şimdi bu durumda olmayacaktım.Neyse eninde sonunda kombineyi bir şekilde halledecegiz ...
*Gelsin hayat bildigi gibi ...
Pazartesi, Haziran 29, 2009
Karalamaca #16
Bazen umutlanarak hafiften gülümseme tripleri içinde salakça düşüncelere kapılıyorum kendi kendime. Asıl olarak bakılması gereken bir gelecek olmalı insan için. Günün huzursuzlukları içinde elini kolunu bağlı tutup adım atamayacak duruma sokarak basiretsizliğe sürüklüyorsun kendini.Amaç edinip o amaç doğrultusunda yaşayarak devam ettirmek gerekir bu hayatı diye düşünüyorum. Doğru budurki amaçsız yaşayamaz insan. Her yeni amaç yeni bir hayat kaynağıdır insan için. Ve içine girilen kötü ruh halinden kurtulmak için kendine amaç edinmelidir insan... Yaşayan biri olarak hayatın her alanını kendime amaç sahası edinmişimdir bende... Ev içinde yayılmış amaçlarım bile vardır. Televizyon izlerken kumandayı kimseye kaptırmamak gibi. Ufak mutlulukları bile kırıntılarına kadar kullanmak istiyorum kısaca...
Deyim yerindeyse mutluluğu ruhsal bağlamda farklı boyutlarda arayan insanlara dönüşmeye başladık. En ufak örnekse bu duruma klavye tuşları üzerinden monitor'e yansıyan kelime dağarcıklarıdır. İçimizi dökmek için yazıp çiziyoruz şurda.. cebimizdeki kelimeler bitincede kapıyı kapatıp gideceğiz. Yazdıklarımız bizi rahatlatan dolaylı yoldandada mutlu eden sanal aktiviteler olarak kalacaktır...
Bizi bu duruma sürükleyen reel nedenlerdir. Neyi eksik yaptık neyi yarım bıraktıkta buraya hapsettik içimizdekileri bilmiyorum. Buraya yazana kadar gidip yüzüne konuşsana arkadaşım ! Öyle değilmi ama ? Buraya yazabildiklerinin onda birini gözlerine bakıp iki dudağının arasından çıkarabilsen belkide sorun kalmayacak. Tabi bunu yaparkende kekelememek, heyecanlanmamak lazım. sakin olmak büyük marifettir sevgili için. Yanlış intiba korkusu bitirir adamı zira... Ne bilim belkide değişen pek birşey olmayacak. Hani en azından söylenecek sözler sahibini bulmuş olacaktır ennihayetinde. Klişe sözcüklerle başlayıp betimleme şeklinde yola devam ederek anlatılmak isteneni en şık biçimiyle karşıdakine aksetmek gerekir heralde. Etki tepkiyi gerçekleştirir herzaman.. ve görülecek tepki söylenecek sözlerle orantılı olarak iyiye veya kötüye birbaşka değişle hüzne veya mutluluğa götürecek insanı.. Susarak kaybetmektense konuşarak kaybetmek en iyisidir heralde..Birazda melankolik olur insan böyle yaparak. Önce yaz sonra sil yok, yok yazıyorum.. bittide yollasammı? sil abi sil olmadı. Yollamıyorum !. Yazmak için seçilen sanal yöntem içerisinde hangi tuş en güzel etkiyi yapabilirki zaten ?.
Konuşmak en iyisi aslında.Sonunda kaybedecek dahi olsan gözlerine bakarak konuşmak en güzeli...
Deyim yerindeyse mutluluğu ruhsal bağlamda farklı boyutlarda arayan insanlara dönüşmeye başladık. En ufak örnekse bu duruma klavye tuşları üzerinden monitor'e yansıyan kelime dağarcıklarıdır. İçimizi dökmek için yazıp çiziyoruz şurda.. cebimizdeki kelimeler bitincede kapıyı kapatıp gideceğiz. Yazdıklarımız bizi rahatlatan dolaylı yoldandada mutlu eden sanal aktiviteler olarak kalacaktır...
Bizi bu duruma sürükleyen reel nedenlerdir. Neyi eksik yaptık neyi yarım bıraktıkta buraya hapsettik içimizdekileri bilmiyorum. Buraya yazana kadar gidip yüzüne konuşsana arkadaşım ! Öyle değilmi ama ? Buraya yazabildiklerinin onda birini gözlerine bakıp iki dudağının arasından çıkarabilsen belkide sorun kalmayacak. Tabi bunu yaparkende kekelememek, heyecanlanmamak lazım. sakin olmak büyük marifettir sevgili için. Yanlış intiba korkusu bitirir adamı zira... Ne bilim belkide değişen pek birşey olmayacak. Hani en azından söylenecek sözler sahibini bulmuş olacaktır ennihayetinde. Klişe sözcüklerle başlayıp betimleme şeklinde yola devam ederek anlatılmak isteneni en şık biçimiyle karşıdakine aksetmek gerekir heralde. Etki tepkiyi gerçekleştirir herzaman.. ve görülecek tepki söylenecek sözlerle orantılı olarak iyiye veya kötüye birbaşka değişle hüzne veya mutluluğa götürecek insanı.. Susarak kaybetmektense konuşarak kaybetmek en iyisidir heralde..Birazda melankolik olur insan böyle yaparak. Önce yaz sonra sil yok, yok yazıyorum.. bittide yollasammı? sil abi sil olmadı. Yollamıyorum !. Yazmak için seçilen sanal yöntem içerisinde hangi tuş en güzel etkiyi yapabilirki zaten ?.
Konuşmak en iyisi aslında.Sonunda kaybedecek dahi olsan gözlerine bakarak konuşmak en güzeli...
Çarşamba, Haziran 10, 2009
Karalamaca #15
*Yıl sonunun gelmesiyle birlikte tüm okullarda oldugu gibi,final sınavları başlamış oldu.Şuana kadar 4 sınav olduk ve korkulu rüya Ticari Matematik haric,diğer 3 ders güzel geçti.Aslında Ticari Matematik sınavından 1 gün önce biraz bakayım belki birşeyler yaparım diye biraz göz attım;kendi kendime biraz pişmanlık duygusu yaşadım.Dönem içerisinde derslere girseydim ve biraz çalışsaydım bu dersden geçerdim diye kendi kendime serzelişte bulundum.Hayırlısıyla önümüzdeki hafta final sınavlarını bitirip,tatil moduna girmek istiyorum(z) ...
*Cardfinans sen ne garip bir bankasın öyle .Haftabaşından beni arıyorlar günde en az 2 kere bende sınavda oldugumdan dolayı açamıyorum,yok haftasonu arasanız olmaz . Neyse bu sabah yakaladılar saat 9.15 civarı çalan telefona bakıyorum bir yandan da uyuyorum tabi karşımda konuşan sesin o kadar enerjik olması sebebiyle söylenen herşeye evet diyorum.Konuşmanın sonunda talebiniz doğrultusunda diye bir cümle kuruyor ve kendi kendime şaşırıyorum ne talebi diye söyleniyorum ve uykulu bir şekilde teli kapatıyorum.Bakalım yarın sabah arıyacak mı ?
*Haftasonu arkadaşlarla adalara gidelim dedik.Genel olarak güzel bir gezi oldu ve baya eğlendik.Ama İdo'nun yaz seferlerine geçmemesi sebebiyle;İnsanların tıklım tıklım bindigi gemi'de zar zor kendimize yer buluyoruz ve yolculuk dışında keyifli vakit geçirdik.Bugun gazete'de okurken 15 Haziran'dan sonra Adalara yaz seferi uygulamaları başlanacagı ve gemi sayısının arttırılacagı yazılıyordu...
*Yaz yavaş yavaş kendini göstermekte.Ama birde şu nem oranın yüksek olması insanı resmen bezdiriyor.Öglen vakitlerinde dışarda olmamaya özen gösteriyorum,akşam vakitleri ise evde olmamaya :) Velasıl kelam yaz güzeldir,iyidir hoştur.Son olarak GEL TEMMUZ GEL !
*Cardfinans sen ne garip bir bankasın öyle .Haftabaşından beni arıyorlar günde en az 2 kere bende sınavda oldugumdan dolayı açamıyorum,yok haftasonu arasanız olmaz . Neyse bu sabah yakaladılar saat 9.15 civarı çalan telefona bakıyorum bir yandan da uyuyorum tabi karşımda konuşan sesin o kadar enerjik olması sebebiyle söylenen herşeye evet diyorum.Konuşmanın sonunda talebiniz doğrultusunda diye bir cümle kuruyor ve kendi kendime şaşırıyorum ne talebi diye söyleniyorum ve uykulu bir şekilde teli kapatıyorum.Bakalım yarın sabah arıyacak mı ?
*Haftasonu arkadaşlarla adalara gidelim dedik.Genel olarak güzel bir gezi oldu ve baya eğlendik.Ama İdo'nun yaz seferlerine geçmemesi sebebiyle;İnsanların tıklım tıklım bindigi gemi'de zar zor kendimize yer buluyoruz ve yolculuk dışında keyifli vakit geçirdik.Bugun gazete'de okurken 15 Haziran'dan sonra Adalara yaz seferi uygulamaları başlanacagı ve gemi sayısının arttırılacagı yazılıyordu...
*Yaz yavaş yavaş kendini göstermekte.Ama birde şu nem oranın yüksek olması insanı resmen bezdiriyor.Öglen vakitlerinde dışarda olmamaya özen gösteriyorum,akşam vakitleri ise evde olmamaya :) Velasıl kelam yaz güzeldir,iyidir hoştur.Son olarak GEL TEMMUZ GEL !
Salı, Haziran 09, 2009
Sevdadandır Bilesin !
öpüyorsam ayrılığı gözünden
söküyorsam yüreğimi göğsümden
geçiyorsam gözlerinin içinden
sana olan sevdamdandır bilesin
geçiyorsam bir çiçeğin özünden
sana olan sevdamdandır bilesin
meğer ne yalnızız insan olmuşsak
yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
biliyorum sen yine
parmak uçlarında üşüyorsun.
aramızdakıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını, ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun. sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda. apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel! bütün parmakların tıkır tıkır işliyor. iştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda delice bir yangın parmaklarının buzulunda ah şahrud, her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli...
karşılıksız sevebilmekse sevda
gerçek seven küle dönmüş her çağda
elim kolum bağlanmışsa kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
seydunayım gebermişsem kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
söküyorsam yüreğimi göğsümden
geçiyorsam gözlerinin içinden
sana olan sevdamdandır bilesin
geçiyorsam bir çiçeğin özünden
sana olan sevdamdandır bilesin
meğer ne yalnızız insan olmuşsak
yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
sana olan sevdamdandır bilesin
biliyorum sen yine
parmak uçlarında üşüyorsun.
aramızdakıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını, ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun. sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda. apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel! bütün parmakların tıkır tıkır işliyor. iştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda delice bir yangın parmaklarının buzulunda ah şahrud, her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli...
karşılıksız sevebilmekse sevda
gerçek seven küle dönmüş her çağda
elim kolum bağlanmışsa kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
seydunayım gebermişsem kıyında
sana olan sevdamdandır bilesin
Cuma, Mayıs 29, 2009
Karalamaca #14
Özlemeyi sayende çok iyi bilsem de artık çok geçSustukça, uzaklaşıyorum yanından...Ne çok yaralar oldu, bu düşmeler...Nerden başlarsan başla, sonların hep kaçınılmaz olduğu, film gibi biraz hayat...öyle anlar olur ki, hayatın ihanet ettiği en zalim yüzüne, rengine, kokusuna dokunup ağlamak istersin.ve Bazen öyle bi an gelirki ne yapacağını bilemezsinve bazen öyle bişey olurki Hayata Geri Dönersin
Kendimiduymuyorum uzun zamandır.Yabancı kalıyor dar çevrelerin küçük kayıplarından oluşan sınırlandırmalı öyküler. Çizdiğimiz haritanın üzerinden okyanuslar geçerken yitirmiştik duygularımızı da sen kalmıştın haritanın küçük bir yerinde nokta halinde, geriye kalan kısımlarını meleklerim aldı götürdü. geriye kalan sen anlamsız düşüncelerinden geriye bıraktığımız bir yalansın. Yalan olduğu kadar sahte olan bir benzeyişsin…Gerçeklerde aramıyorum artık seni, gerçek olmadığına inandırdım kendimi. Kırgınım yalnızca hatta adı aşk ile başlayan cümleler kulağımı tırmalayan rahatsız edici birer ses artık.Belli belirsiz bir düştük,zamansız.. Sadece bir küçük "an"da gizli...Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...
Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı kıvılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet.
Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için,içinin bir yerinde erken ayrılmanın, hırpalanmanın korkusu...
Kendimiduymuyorum uzun zamandır.Yabancı kalıyor dar çevrelerin küçük kayıplarından oluşan sınırlandırmalı öyküler. Çizdiğimiz haritanın üzerinden okyanuslar geçerken yitirmiştik duygularımızı da sen kalmıştın haritanın küçük bir yerinde nokta halinde, geriye kalan kısımlarını meleklerim aldı götürdü. geriye kalan sen anlamsız düşüncelerinden geriye bıraktığımız bir yalansın. Yalan olduğu kadar sahte olan bir benzeyişsin…Gerçeklerde aramıyorum artık seni, gerçek olmadığına inandırdım kendimi. Kırgınım yalnızca hatta adı aşk ile başlayan cümleler kulağımı tırmalayan rahatsız edici birer ses artık.Belli belirsiz bir düştük,zamansız.. Sadece bir küçük "an"da gizli...Önünde bir nisan sağanağı varsa, geriye dönüp bakası gelmez insanın...
Oysa fotoğrafları henüz tazedir dünün ayazlı gecelerinin... Sadakatin ve yerleşikliğin güvenli kolları huzur vaadeder ardınız sıra...baharın kokusu dayanılmazdır. Ilık bir rüzgar ruhunuzdaki isyanı okşar. "Hadi sokağa" diye bağıran sirenler çalar içinizden... Derinliklerinizde tutuşturulmayı bekleyen alevler kı kıvılcımlanır. Kalbinizden havalanan güvercinlere şaşakalırsınız.Sanki gitmek sadakattir: kalmaksa ihanet.
Güldük çoğu zaman ya da kızdık öfke dolu sözcüklerde... Mahzunlaştığımız da oldu, çocuklaştığımız kadar...Yeni sözler söyleme derdine düştük, eskiye sırtımızı dönmeden...Zorlu bir kışı, kırık dökük satırları ufalayıp ateşleyerek geçirdik.Yeni bir yüzyılın silueti gülümsedi sayfaları çevirdikçe... "Ha doğdu, ha doğacak" denilen gazete, yeni kızlar, yeni oğlanlar doğurdu yeni doğacak bir yüzyıl için,içinin bir yerinde erken ayrılmanın, hırpalanmanın korkusu...
Pazar, Mayıs 17, 2009

Bir memleket gibidir gemi... herşey düzenli ve kontrol altında olmalıdır... kaidelere uyulmalıdır, kanunlara, nizamlara... ben de bu memleketin baş şeyi gibiyim, başbakanı gibiyim mesala... hersey benden sorulur... denize çıktım mıydı bu küçücük gemi bir memleket oluverir... aslında bir başbakandan daha çok görevim var, çünkü onların adamları var, bakanları var, falanı var filanı var, benim yok... bu gemide güvenlikte, eğitimde, sağlıkta, eğlencede benden sorulur... kamil'de başbakan'ın en kıyak yardımcısı... siz de vatandaş... aynı zamanda memur gibisiniz... bu yüzden çok kıyak, çok disiplinli ve çakı gibi olmalıyız... sürekli kendimizi ve birbirimizi kollamalıyız..."
Perşembe, Mayıs 07, 2009
Karalamaca #13
*Bugün son vize sınavınıda olduk.Genel olarak sınav sonuçlarından iyi bir sonuç bekliyorum.2 haftalık vize periyodunda açıkcası baya yorulduk diyebilirim,en kısa zamanda bu yorgunlugu üzerimden atacagım :) Dün Matematik hocamız sınav sonuçlarını açıkladı;sınıfın büyük çogunlugu iyi bir not aldı, ama hocamız bunu begenmemiş olacak ki yıl sonu ortalamaya etkisi olan vize'yi %40'dan %20'ye düşürdü .Tabi kendisini 2 gündür çok iyi anıyoruz ...
*Hava sıcaklıkları gün geçtikçe artmakta.Bu yıl özellikle ne giyecegimizi şaşırdık ?Kış aylarında hava sıcaklıklarının normal olması,bahar ayında ise kış ayı soguklugu hissetmemiz başlıca neden diyebilirim.Lakin artık böyle bir sorunumuz olmayacak,meteroloji'nin açıklamasına göre İstanbul'da hava sıcaklarının 1 hafta boyunca yüksek seviyelerde olacagını belirtti.Bugünden itibaren Yaz kreasyonuna adım atmış bulunuyorum .Hadi hayırlısı diyelim :)
*Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "İnternetten başlamak üzere hem mobil, hem de sabit telefonda vergi indirimi yapacağız" demişti.Benim gibi bir çok internet kullanıcısı ne kadar bir indirim olacagını merak ediyordu?Yapılan indirim ise 2 tl civarında ,eee o kadar bekledik yani dimi ?Baya bir indirim oldu ,çok teşekkür ediyoruz hepinize !
*Genellikle okul çıkışlarında arkadaşlarla farklı mekanlarda yemek yemeyi tercih ediyoruz.Hergün degişik yerlere gidip ,farklı lezzetler tadıyoruzda denilebilir buna .Dün Pizza Hut'a gittik,yakın arkadaşımın dışarıdan arkadaşları geldi bizimle.Tabi biz bu arkadaşları tanımıyoruz,ilk önce bir çekimserlik var üzerimizde ama zaman ilerledikçe sonuçların lehimize olacagından eminiz :) Sınırız pizza'lar söylendi ,herkes sen kaç tane yiyorsun rekor'un kaç v.s tarzı muhabbetler arasında bizim arkadaşın 14 dilim yiyorum demesi ,bize göre normal olmakla beraber ,tanımadıgımız kişilerin anormal bakışları düne damgasını vurmuştu.Tabi biz biliyoruz bizim arkadaşın 14 degil 24 olsa bile yiyecek kapasitede olmasını.İnsan degil çünkü ,biz bile çözemedik ne oldugunu :)
*Hava sıcaklıkları gün geçtikçe artmakta.Bu yıl özellikle ne giyecegimizi şaşırdık ?Kış aylarında hava sıcaklıklarının normal olması,bahar ayında ise kış ayı soguklugu hissetmemiz başlıca neden diyebilirim.Lakin artık böyle bir sorunumuz olmayacak,meteroloji'nin açıklamasına göre İstanbul'da hava sıcaklarının 1 hafta boyunca yüksek seviyelerde olacagını belirtti.Bugünden itibaren Yaz kreasyonuna adım atmış bulunuyorum .Hadi hayırlısı diyelim :)
*Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, "İnternetten başlamak üzere hem mobil, hem de sabit telefonda vergi indirimi yapacağız" demişti.Benim gibi bir çok internet kullanıcısı ne kadar bir indirim olacagını merak ediyordu?Yapılan indirim ise 2 tl civarında ,eee o kadar bekledik yani dimi ?Baya bir indirim oldu ,çok teşekkür ediyoruz hepinize !
*Genellikle okul çıkışlarında arkadaşlarla farklı mekanlarda yemek yemeyi tercih ediyoruz.Hergün degişik yerlere gidip ,farklı lezzetler tadıyoruzda denilebilir buna .Dün Pizza Hut'a gittik,yakın arkadaşımın dışarıdan arkadaşları geldi bizimle.Tabi biz bu arkadaşları tanımıyoruz,ilk önce bir çekimserlik var üzerimizde ama zaman ilerledikçe sonuçların lehimize olacagından eminiz :) Sınırız pizza'lar söylendi ,herkes sen kaç tane yiyorsun rekor'un kaç v.s tarzı muhabbetler arasında bizim arkadaşın 14 dilim yiyorum demesi ,bize göre normal olmakla beraber ,tanımadıgımız kişilerin anormal bakışları düne damgasını vurmuştu.Tabi biz biliyoruz bizim arkadaşın 14 degil 24 olsa bile yiyecek kapasitede olmasını.İnsan degil çünkü ,biz bile çözemedik ne oldugunu :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
