ultras etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ultras etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi, Ağustos 10, 2013

Armanın Peşinde ...Next Station KAYSERI !




Türk Futbolunun ne hallerde oldugunu deplasman yasakları ile ilgili karar açıklandıgı zaman görmüş olduk.İstanbul'da deplasman yasagı uygulanırken Süper kupa maçı için oynanacak maçta tribünler yarı yarıya olacak,bir tezat yokmu bu işte ? Türk Futbolunu yönetenler hangi işi dogru yaptıki bu işte dogru olsun.Zira deplasmana taraftar götürülmemesi istegini bizim yönetimde onayladı,onlarıda unutmadık tabiki.

Maça gelecek olursak eğer,takım hazır durumda.Lige kupa ile başlamak güzel olacaktır.

Bugün İstanbul'dan otobüs ile yola çıkacak tribün emekçileri,diger grup ise yarın sabah uçak ile yola çıkacak.

Bu zamana kadar Galatasaray Armasının oldugu heryerde olduk,yarında olacagız.

Salı, Ocak 04, 2011

Tribünde Mağlup Sahada Galip



Buruk sevinçlerin özeti gibidir...

Özellikle karşı tribündekiler ezeli rakibinin destekçileriyse daha da boğazda düğümlenir o galibiyet. Bir taraftar için alınan galibeyette tribünsel anlamda katkı verememek, o galibiyette rol alamamak acının ta kendisidir.

Hezeyandır...

Müşterileşmiş, seyircileşmiş taraftar için böyle bir kaygı elbette yoktur, zaten onların büyük çoğunluğu galibiyet sevincini dahi en fazla sıcak yataklarına postu serene kadar sürdürürler. Ezeli rakibin tribünleri seni kendi sahanda esir almıştır gibi durumlardan hiç rahatsız olmaz, kaldı ki bunun farkında bile değildir, o sadece galibiyet isteyendir, kısa mutluluklar peşindedir.

Ancak taraftardır hem sevinci hem hüznü ayrıntısına kadar yaşayabilen ve hisseden...

Endüstrileştikçe bu futbol dediğimiz şey , bu gibi kaygılardan kendini sıyırmış seyirci profillerine teslim oluyor malumunuz ! Oysa bazen ne de güzeldir galibiyete buruk bir sevinçle sarılmak...

Ne de güzeldir tribünde kaygılı olmak!

"Ya bugün tribün gününde değilse, ya bugün deplasman tarafı bizi esir alırsa" endişesini yaşamak...

Evet bu kaygılar bile anlamlı , güzel ve çekicidir tribüncü ruhlar için.

tavuklupasta

Pazartesi, Aralık 06, 2010

Come Back Soon Cimbom



St.pauli tribünleri ...

İnönü Meydan Savaşı






Beşiktaş-Bursa maç öncesinde stadın çevresinde bir çok olay meydana geldi.Son yıllarda Türk tribünlerinde geniş çaplı olaylardan birisidir bu maç öncesi yaşananlar.Basına yansıyan ve yansımayan bir çok ayrıntıda mevcut.

Bursa taraftarı 7.5 yıllık olan deplasman yasağı kalkması ile birlikte İnönü'ye çıkartma yapacağını ve akabinde olayların olacağını her tribüncü az çok kestirebilir.Ama polis'in yeterli derecede önlem alamadığını gördük.

Olayların olduğu saatte stad civarındaydım,Beşiktaş'lılar baya bilenmişti bana kalırsa.Buna etken olarak;Bursa taraftarının İstanbul dışından gelen Beşiktaş taraftarına,Gebze civarında saldırması ve olayın Beşiktaş tribünlerini dahada tahrik etmesi.Beşiktaş taraftarı deplasman girişinin oraya kadar gelerek,Bursa taraftarına saldırıyor,Bursa'lıların yapacağıda pek birşey yok aslında ufacık yerde sıkışıp kalıyorlar,karşılık veriyorlar ama ne derece etkisi oldu orasıda tartışılır .

Bu olaylar sonucunda yeni deplasman yasakları gündeme gelir,tribünler üzerinde baskılar artar.Bakalım önümüzdeki günlerde ne gibi sonuçlar görecek Türk Tribünleri ?

Perşembe, Ekim 21, 2010

Sahada İşini Yapanlara Saygı (Tribün Dergi)



http://www.youtube.com/watch?v=ENrVwwjmjNQ
http://www.facebook.com/video/video.php?v=438351772986
http://www.tribundergi.com

Reklamveren: Tribün Dergi
Reklam Yazarı: İlkay Yıldız
Sanat Yönetmeni: Atilla Karabay
Yönetmen: Mert Baykal
Prodüktör: Sevinç Metuçin Öktem, Berna Parlak, Eser Fırat
Prodüksiyon: Zihin Açıklığı

Salı, Ekim 12, 2010

Ultras Mitingi

Almanya'daki ultras taraftar grupları, taraftar kültürünü koruma amacıyla bir araya gelerek Berlin'de bir protesto mitingi yaptılar. FC Kaiserslautern, FC Köln, Union Berlin, FSV Mainz 05, Borussia Dortmund, Eintracht Frankfurt, Bayern München, Sankt Pauli, Hamburger SV, Hertha BSC, Hannover 96, Dynamo Dresden, Werder Bremen taraftarlarının iştirak ettikleri organizasyona 4000 bine yakın taraftar katıldı.

Maçların başlama saatleri, bilet fiyatları, polis şiddeti, ticarileşme ve uygulanan güvenlik önlemleri temel protesto konuları oldu.

Alman tribünleri güzel bir miting yapmışlar,tribündergi'de konuyu görünce aklıma hemen acaba Türkiye'de böyle bir protesto yapılabilir mi diye kendi kendime sordum.Tabiki şimdilik böyle birşeyin olacağını maalesef hiç düşünmüyorum.Tribünler sadece cenaze törenlerinde birlikte olmaktan öteye gidemiyor.Türk tribünlerinin sorunlarından birisi;ortak bir duruş sergiliyememesidir.Böyle olunca bilet fiyatları,polislerin orantılı güç kullanımı v.s hep önümüzde birer sorun olarak teşkil etmekte...

Perşembe, Nisan 29, 2010

Tribün Kültürü ve Futbolda Endüstriyelleşme



Galatasaray Üniversitesi Hukuk Kulübü ve GsüA’nın beraber düzenleyeceği panelin detayları şu şekildedir:
29 Nisan Perşembe
Saat: 13.00

Oturum başlığı: Tribün Kültürü ve Futbolda Endüstriyelleşme

Konuşmacılar:
- Bener Onar
- Tan Morgül
- Ali EceARA

(çay-kahve molası) : 14.00 – 14.30

14.30 İkinci Oturum:

- Dağhan Irak
- Metin Kurt

SORU – CEVAP


30 Nisan Cuma
Saat: 13.00
Oturum başlığı: Spor ve Hukuk
- Av. Kısmet Erkiner
- Av. Faruk Baştürk
- Ar. Gör. Pınar Memiş

Düzenlenecek olan panel Galatasaray Üniversitesi Ortaköy Kampüsü’nde. Coşkun Kırca Salonu’nda.Salona Beşiktaş’tan Sarıyer istikametine giden her otobüs, Galatasaray Üniversitesi önünden geçmekte olup,Taksim’den ise DT1, 40T, 25E otobüsleri ilede ulaşabilirsiniz.

Cumartesi, Ocak 23, 2010

Dünya’da Ultra hareketi



[Öteki Futbol] Dünya’da Ultra hareketi: “Katı olan her şey buharlaşıyor”Futbolun bildik güzelliklerini, sorunlarını her gün her yerde konuşuyoruz. Oysa bir de, hadi bilmediğimiz demeyelim ama, bir şekilde gözden ırak tuttuğumuz yanları var. Goal.com'un yeni yazı dizisi "Öteki Futbol", futbolda alternatif hareketlerin nabzını tutuyor. Onur Yazıcıoğlu'nun kaleminden takip edeceğiniz "Öteki Futbol"un ilk konusu, Ultra hareketi.Özelikle kapitalizmin futbola fazlaca egemen olduğu ülkelerde “Ultra” adı verilen tribün grupları seslerini fazlaca yükseltiyor. Fakat bu demek değil ki; Ultralar sadece beş-altı köklü futbol liginde yer alıyor. Artık neredeyse futbolun kalp atışlarının duyulduğu her noktada, Ultralara ya da farkında olmasalar da Ultralar gibi davranan tribün gruplarına rastlamak mümkün.

Biz yine de hikâyeye meselenin kaynağından, yani İtalya’dan başlayalım. Emperyalizmin dünyadaki egemenliğinin artmasında futbol da din gibi kitlelerin bir arada durmasını sağlayan yapı taşlarından biri olarak kabul edildi. Liman işçilerinin bolca bulunduğu Güney Amerika’nın liman kentleri, İngiltere’nin yoksul ve çalışan kesimleri, İspanya gibi uzun yıllar diktatörlükle yönetilmiş ülkeler ve kuşkusuz İtalya, futbolun yoksul kitleler tarafından hemen benimsendiği başlıca coğrafyalar olarak bilinegelir.

Fakat kapitalizm durduğu yerde duran bir sistem ya da örgütlenme biçimi değil. Pazar alanını genişletemediği, daha fazla kaynağı tüketim ağına sokamadığı sürece kendi retoriği içinde hatalar veren ve bu hatalar üzerine kendi varlığını yeniden üretebilen bir sistem kapitalizm. Futbol dünya üzerinde kökleştikçe ve işçi sınıfının ilgisi bu alanda yoğunlaştıkça, egemenler hem siyasi hem de ekonomik yapı içinde futbolun daha işlevsel bir yeri olduğunu fark etti.

Artık maçların müşterileri bazen 10 binlerle, zaman zamansa 100 binlerle ifade edilir oldu. İşte kitle bu derece artıp kemikleşince, fırsat kaçmadı. Maç bilet fiyatları yükseldi. Kale arkası tribünler yoksulların, işçilerin, işsizlerin, gettoların, varoşların toplanma alanları hâline geldi. 60’ların sonu 70’lerin başı İtalyan taraftar kültürü açısından yeni bir sayfanın açılması anlamına geliyordu. Kale arkası tribünlerinde politik pankartlar görülüyor, üzerlerinde parkalar, kamuflajlar olan, ayaklarına gerilla postalı giymiş taraftarlar kale arkası tribünlerindeki yerlerini almaya başlıyordu. Ultralar artık endüstriyel futbolun karşısında bir bayrak olacaktı. “Ultra” sıfatıyla tribünlerde yer alan taraftarlar, yaptıkları gösteri ve tezahüratlarla maç boyunca kendilerini hissettirmeye başladılar. Sürekli şarkılar söylenmeye, bayraklar sallanmaya başladı. Deplasmanlara gidildi, her tribün kendi kahramanlık hikayelerini ve kahramanlarını üretmeye başladı. Artık taraftarlar için “12. Adam” ifadesi kullanılmaya başlandı. Özellikle Genoa’nın kuzey kale arkası (North Terrace) ve Fiorentina’nın Fiesole Curva’sı ilk ortaya çıkan Ultra tribünleri oldu.

Ömrü en uzun Ultra grubu, Milan’ın efsanevi Fossa dei Leoni(FDL) grubu olarak kabul edilir. 1968 yılında kurulan, kareografilerinin namı dünyanın dört bir yanına yayılmış olan FDL, 1 Kasım 2005 yılındaki pankart faciasıyla kendini fesh etti. Mesele şuydu; PSV ile oynanacak deplasman maçından önce Juventus’un Viking Juve adlı tribün grubu, FDL’nin pankartını çalmış ve çaldıkları pankartla fotoğraflar çektirmişlerdi. Pankart tribünün namusudur raconu gereği FDL tribünden çekilme kararı aldı.

Kendisi için “Ultras” sıfatını kullanan ilk tribün grubu ise Sampdoria’nın radikal taraftar topluluğu Ultras Tito Cucchiaroni oldu. Tito Cucchiaroni, 1958-1963 yılları arasında Sampdoria’da oynamış ve tribünlerin sevgilisi olmuş Arjantinli futbolcuydu. 44 yaşında trafik kazasında hayatını kaybettiyse de ismi bu tribün grubuyla ölümsüzleşti.

70’li yıllarda yüzlerce irili ufaklı Ultra grubu İtalyan tribünlerinde yer aldı. Kimi uzun ömürlü oldu, kimiyse kısa sürede tribünlerden silindi. Bu tribün grupları genellikle kentlerin yoksul semtlerinde bir araya gelen taraftarlarca kuruldu. Örneğin Sampdoria’nın Ultras Tito Cucchiaroni grubu, Genoa’nın Sestri Ponente semtinde filizlendi. Mahalle barları, okullar, kent pasajları gibi alanlar bu toplulukların buluşma merkezleri hâline geldi. Çoğu grup sadece futbol için buluşmuyordu. Futbolu bir aracı olarak gören Ultra grupları, benzer politik görüşlerde insanların bir araya gelip eylemlilik oluşturdukları aktivist topluluklardı aslında.

Ultra gruplarını tribünde seçmek o kadar kolay olmaya başlamıştı ki. Tribünleri kaplayan dev pankartlar, vahşi hayvan figürleriyle süslendi. Çoğu grup pankartlarında aslan, kaplan, kartal gibi hayvanlara takım formaları giydirdi. Herkes cebindeki üç kuruş parayı bir araya toplayıp, deplasman otobüsleri ayarlıyor, boya ve bezlerden pankartlar hazırlıyor ve yine para kaldıysa davullar, trompetler satın alınıyordu. Artık bu tribün grupları küçük çaplı orduları andırmaya başlamış ve maç öncelerinde, sonralarında sokak kavgaları baş göstermişti. Özellikle politik duruşlardaki farklılaşmalar bu kavgaların temel noktalarını oluşturuyordu.



1974 yılında oynanan Roma-Lazio maçında çıkan kavga İtalyan futbolu açısından hâlâ unutulmaz bir mihenk taşıdır. Sağcı Lazio taraftarlarıyla, solcu Roma taraftarlarının tribünde başlayan kavgaları, polisin gözyaşartıcı bomba müdahalesiyle sonlanmıştı. Benzer olaylar Sampdoria-Torino maçında da aynı yaşandı.

Artık faşist tribün gruplarıyla, solcu tribün gruplarının safları ve vahşi rekabet alanları gözle görülür şekilde belirginleşiyordu. Livorno-Pisa, Brescia-Bergamo, Palermo-Catania rekabetleri bu tür rekabetlerin belirdiği alanlardı. Ancak en çok mevzu çıkan maçlar solcu Vicenza taraftarlarıyla, faşist Veronalılar arasında çıktı.

Yıllar geçtikçe ok yaydan çıktı. İtalya’nın dört bir yanında futbol kavgaları çıkmaya başladı. Ultralar artık kendi aralarında ikiye bölünmüştü. Tek ortak nokta yoksul insanların bir araya gelmesiydi. Artık solcu Ultralarla, faşist Ultralar vardı. Meydan kavgalarında taraftarlar yaralanıyor ve hatta ölüyordu. Demir sopalar, taşlar, meşaleler, sokaklara kurulan barikatlar, yanan lastikler etrafında kar maskeli taraftarlar… Ölen tribün çocuklarının isimleri tribün kahramanlıklarına dönüşüyor, cesaret efsaneleri alıp yürüyordu.

Ultralar’ın ortak yönleri artık sınıf bilinci değildi. 90 dakika destek, abartılı tribün gösterileri ve kavgadan kaçmamak. Sol görüşlü gruplarsa artık Avrupa’nın dört bir yanındaydı. Birbirini kardeş ilan eden gruplar için artık tuttukları takımdan önemli olan tuttukları saftı. Irkçılığa, faşizme, endüstriyel futbola karşı duruşlarını muhafaza edenler artık enternasyonal bir bağ içine girmeye başladı.

Avrupa’daki solcu takımlar arasındaki bağ arttı. Öne çıkan sol muhalif takımlara dünyanın diğer bölgelerinden de katılımlar oldu. İşte bu bağ içinde öne çıkan kulüpler:
Avrupalılar
Livorno (İtalya)
Inter (İtalya)
Celtic (İskoçya)
St. Pauli (Almanya)
Eintracht Frankfurt (Almanya)
Freiburg (Almanya)
AEK (Yunanistan)
Iraklis (Yunanistan)
Panathinaikos (Yunanistan)
Hapoel Tel Aviv (İsrail)
Marsilya (Fransa)
FC United of Manchester (Manchester United değil, İngiltere)
Partizan (Sırbistan)
Barcelona (İspanya)
Standard Liege (Belçika)

Avrupa dışı

Argentinos Juniors (Arjantin)
Chacarita Juniors (Arjantin)
Atletico Colegiales (Arjantin)
Atlas (Meksika)

Doğu Bloğu’ndan sonra

Varşova Paktı’nın dağılmasından sonra Avrupa’daki Ultralara eklemlenmeler oldu. Eskiden sadece devlet eliyle yönetilen kulüpler de artık küresel kapitalizmle baş başa kaldı. Komünizm döneminde devletin müsaade ettiği kadar taraftar olabilen kitleler artık kendilerini göstermeye başlamıştı. 1989 yılında Romanya’da Ultra hareketi başladı. Bükreş takımlarının tribünleri artık renklenmeye başlamıştı. Kendine ilk “Ultra” diyen grupsa Steaua Bükreş’in 1995 yılında kurulan Armata Ultra grubu oldu. Bu grup hâlen varlığını güçlü bir şekilde hissettiriyor. Ghencea Stadı’nın kuzey tribünü onların elinde. Titan Boys, Desant, TK ve Nucleo gibi alt gruplardan oluşan bir birleşim artık Armata. Steaua’nın ezeli rakibi Dinamo Bükreş tribünlerinde de 1996 yılında hemen bir Ultra grubu kuruldu: Nuova Guardia.

Bitmek bilmeyen Ultra grupları

90’lı yıllarda “Ultra” olmak artık modaydı. Tribünde çokça bayrak sallayıp, desibel yarışına giren herkes Ultra olmanın tadına varmış sayıyordu kendini. 2000’li yıllara gelindiğinde yönetimlerle el sıkışıp, Ultra ürünlerini kulüp yönetimlerince ortak satışa çıkaranlar mı ararsınız, yine yönetimlerle el sıkışıp başkan şakşakçılığı yapan Ultra ruhlu gruplar mı ararsınız, ne isterseniz var. Üstadın da söylediği gibi: “Katı olan her şey buharlaşıyor.''

Pazartesi, Temmuz 13, 2009

Futbol Deplasmandır



Tribün aleminde yeri doldurulamayacak bir boşluk bırakarak tribünlerden çekilen Milan'ın meşhur grubu FDL , bir zamanlar 90'lı yıllarda, daracık İtalyan sokaklarından geçerek böyle gidiyormuş deplasmana.

Nostaljik fotolar oldu artık FDL'yi hatırlatan kareler.Liverpool ile karşılaştıkları unutulmaz İstanbul finalinde, güzel bir Galatasaray atkısıyla takas ettiğim orjinal FDL atkıları ve hediye ettikleri sticker yadigar kaldı koleksiyonumda.Fotoğraf verona deplasmanına giden bir zamanların AC Milan FDL'sine ait...

Futbol Deplasmandır

Çarşamba, Mart 04, 2009

Bayraklanma Harekatı - 3

Bilindiği üzere futbol takımımız UEFA kupasında, Kadıköy’de ki final yolculuğunda Hamburg ile çok önemli 2 maç yapacak. Biz Galatasaray Taraftarı bu yolculukta Ali Sami Yen’de üzerimize düşenleri yapabilmek adına harekete geçtik.

Daha önce 2 kez gerçekleştirdiğimiz BAYRAKLANMA HAREKATINI yeniden başlatıyoruz. Şampiyonlar liginde oynadığımız PSV maçında 500’e yakın dev bayrak yaptırmış ve yıllarca taraftar jeneriklerini süsleyen muhteşem bir görüntü elde etmiştik.

Şimdi sıra Ali Sami Yen’i bayraklarımızla donatmaya geldi...

Haydi Galatasaray’ın büyük taraftarı yine yeniden !

İletişim Bilgileri:

Mail ve Msn adresi : bayrakiletisim@hotmail.com

Kampanyaya katılmak için gerekli tüm bilgilere bu mail adresinden ulaşabilirsiniz.

ultrAslan



Çarşamba, Ocak 14, 2009

ultras

Salernitana
Aek

Lsk Lomza


Reggina

Napoli

Messina

Ajax

Pazartesi, Eylül 08, 2008

Ultras nedir?




Dünyanın bir çok taraftar grubunun manifestosu ;


Artık tüm taraftarların UEFA, FİFA, TV kuruluşları ve ulusal lig federasyonları arasında neler olduğunu anlaması gerekmektedir. Futbolu yönetenlerin amacı, her ülkenin en büyük kulüplerinden meydana gelen bir Avrupa ligi oluşturmaktır. Böyle bir yapılanma, TV yayın hakları ve tamamen dolu statlar sayesinde bu gruba çok büyük bir para girdisi sağlayacaktır. Küçük takımlarsa, statları küçük olduğu ve TV'ye seyirce çekecek potansiyelleri olmadığı için bu ligin dışında bırakılacaktır. Sürekli artmakta olan TV izleyicisi ile stadyumlardaki azalan seyirci arasındaki rekabet gün geçtikçe azalarak stadyumdaki taraftarı kulvar dışında bırakacaktır! Birkaç yıl sonra oyun sahası bile sponsorlarla işgal edilecek ve reklamların görünmesine engel olunur diye tribünlere pankart asmak yasaklanacak (Ajax-Arena Stadı?nda olduğu gibi). Taraftarların yanlarında büyük bayrak, pankart ve meşale gibi şeyleri getirmesi engellemek için tribünlerde binlerce görevli olacak. Ve bu yaptırımlar en küçük taraftar olayını abartarak manşetten veren büyük medya kuruluşlarının desteğiyle olacak. Ayrıca yine birkaç yıl sonra takım formalarımız (sahip olduğumuz son şey) tıpkı Formula 1 arabaları gibi sponsorların reklamlarıyla dolu olacak. Senaryo hazır ve uygulama başladı: Ilımlı, uslu taraftar! Artık Ultras?a yer yok. Tüm taraftarların oturarak maç seyretmesi gerektiğini söyleyen bir UEFA bildirisi var. Sinema ve tiyatro seyreder gibi maç seyreden, tezahürat yapmayan taraftar istiyorlar. Takımlarımızın bizler için bir din, bir inanç olduğunu anlayamıyorlar. Takım logolarını kollarımıza dövmeletip formalarını giyerek biz şehirlerimizi temsil ediyoruz. Bu yapay fabrika futboluna karşı, sadece bir kereliğine de olsa, tüm curva'lar (kale arkaları) birleşmelidir!




Manifesto Gerçek taraftar bu kuralları benimsemelidir:

1-Oyuncu alışverişi sadece sezon öncesi olmalı, lig devam ederken değil.
2-Gol sevinci yaşam özgürlüğüdür: Gol sevincine müdahale edilmemelidir.
3-Tüm maçlar aynı gün, aynı saatte oynanmalı.
4-Yabancı sınırlaması getirilmeli, altyapıdan gelen geçlerin önü kesilmemeli.
5-Kendi kulubüyle sözleşme imzaladıktan sonra daha fazla para teklif edilince başka bir kulübe gitmek isteyen futbolcuya bir yıl futboldan men cezası verilmeli.
6-Bir kulüp başkanının, başkan veya yönetici olarak başka bir kulüpte aktif görevler alması engellenmeli.
7-Eski Şampiyon kulüpler kupası formatına dönülmeli: Ülkesinde hiç şampiyon olmamış bir takım Şampiyonlar Ligi ne katılıp kazanabiliyor.
8-Forma numaraları 1 den 11 e kadar olmalı.
9-Kulüplerin deplasman taraftarları için ayrılan biletleri turizm acentelerine vermeleri yasaklanmalı.
10-Futbol kulüpleri her sene aynı formayla mücadele etmeli.
11-Forma arkalarına isim yazılmamalı.

Ultras;
1-Kulüpten her türlü yardım ve iletişimi reddetmeli.
2-Polisten yardım almamalı. Polis düzeni sağlamalı, yardım etmemeli.
3-Tribünlerde değişik gruplar olmasını desteklemeli.
4-Deplasmana kendi imkanlarıyla gitmeli.
5-Diğer takımların Ultras?larıyla birlikte TV kuruluşlarına karşı mücadele etmeli.
6-Yapılan tüm sınırlamalara karşı gelmeli. Eğer deplasmana gitmesi yasaklanıyorsa, oraya gidip rakip takım tarafında bilet alıp oturulmalı